2012 Gezileri Orta Amerika ve Galapagos Adaları

JBL keşif gezisi 2012 Orta Amerika ve Galapagos

Meksika

Meksika obruklar nedeniyle hedef olarak seçildi. Obruklar Meksika'nın gözenekli yapısı nedeniyle son derece oylumlu olan kireçli zemininde bulunan çukurlardır.

Berrak su - kör balıklar

Yukatan'ın tatlı su kaynakları dünyanın en büyük su altı mağara sistemi olan bu mağara sisteminden geçerek denize doğru akar ve karşı yönde de deniz suyu ile tekrar geri basılır. Bizim ilgimizi çeken bu tatlı su göllerinde (obruklarda) yaşayan hayvan toplulukları ve bitki örtüsü ve bitişik mağaralarda yaşayan, örn. Meksika kör mağara balığı (Astyanax mexicanus) gibi, hayvanlardı.

Programda iki gün obruklarda dalış ve şnorkel yapmak vardı. İlk gün El Eden olarak da adlandırılan Ponderosa Obruğu'na gittik (K 20° 29’ 29,1’’/ B 87° 15’ 29,1’’). Konakladığımız Playa del Carmen ile arası yaklaşık bir saatti. Obrukların günlük giriş ücreti genellikle 10.- ABD doları tutarındadır.

Ekibimizin tam yarısını oluşturan şnorkelciler doğrudan kristal berraklığındaki suya girdiler ve obruklarda yaşayan hayvan topluluklarını incelediler. Mağarada dalmakla normal bir dalış arasındaki fark sadece palet hareketlerinden ibaret olmadığından, tüple dalan arkadaşlarımız dalış öncesi mağarada dalma konusunda etraflıca eğitildiler. Yucatec-Divers Dalgıç Kulübü üyesi rehberimiz Hendrik (http://yucatek-divers.com) etiyle kemiğiyle bir mağara dalgıcıydı. Daha sonra onunla birlikte mağaranın kenar bölgelerine daldık. Su yüzeyinin altındaki ilk görüntü etkileyiciydi: Obruk balık kaynıyordu. Yelken kuyruklu moli ve çiklit balığı gibi canlı doğum yapan dişli sazanlar ağırlıktaydı. Tek tük etçil kedi balıkları da görülüyordu. Sığ suda yarım saat geçirdik ve mağaraya girmeden önce akvaryum "balıklarımızı" yakından gözlemleme olanağı bulduk. Bir kılavuz ipe tutunarak yarım saat süreyle sarkıt ve dikitlerin olduğu geçitlerden ve odalardan geçtik. Su o kadar berraktı ki insan kendini gerçekten havada süzülüyormuş gibi hissediyordu. Bu görüş netliğini bozmamak için herkes çökeltileri havalandırmamaya özen gösteriyordu. Bir kaç metre derinlikte daha hafif olan tatlı suyla daha ağır olan deniz suyunu ayıran haloklin tabakasıyla karşılaştık. Haloklinin içinden geçtiğimiz sırada görüş çok kısıtlıydı. Görsel olarak suyun içine yayılmış şeritler var gibiydi. Balıkların çoğu haloklinin alt kısmında kalan tuzlu sudan uzak duruyordu. Deniz suyunda yalnızca canlı doğum yapanlar ve tek tük de çiklitler görülüyordu. Bazı yerlerde güneş ışınları mağaranın tavanından geçip suda inanılmaz ışık oyunları yaratıyordu. Mağaradaki büyük bölmelerden birinde ışık ve bölmenin genişliği büyük bir kilise salonunu anımsatıyordu. Mağaradan sonra tüplerimizde kalan havayı obruğun sığ sularında harcamamıza izin verildi. Biz de bu sayede Ponderosa Obruğu'nun tüm balık popülasyonunu fotoğraflayabildik.

Ardından şnorkelciler dalgıçlarla birlikte su değerlerini test ettiler. Toplam sertliği belirlemeye çalışırken 25 damladan sonra hâlâ renk değişikliği olmayınca su testinin hatalı olduğunu düşündük. Ama deniz suyu ile karıştırınca olay anlaşıldı: Deniz suyunda TS (toplam sertlik) 350 olduğundan, kısmen deniz suyu ile karışan tatlı suda da 35 °dGH gibi son derece yüksek bir TS bulunabiliyordu. Tatlı suyun 25°C olan sıcaklığı deniz suyunun yaklaşık 2°C altındaydı. Zeminin tamamı yosunlarla ve bitkilerle kaplı olduğundan, gece saatlerindeki oksijen içeriği ilginç olmalıydı. Burada yüksek su sıcaklığı ve yosunların yol açtığı oksijen tüketimi nedeniyle sorunlar yaşanabilirdi. pH değeri neredeyse 7 ve iletkenlik de 8180 µS/cm civarındaydı. 0 - 1 ° dKH arasında olan karbonat sertliği anca ölçülebiliyordu. Mevcut yosunların çokluğu yosun besin maddelerinin varlığını sorgulamamıza yol açtı. Ve evet: Bu kadar çok yosuna rağmen suda tespit edilebilir fosfat miktarı 0,05 mg/l idi.

Karayipler - Cancun açıklarındaki mercan resifleri

Aslında bölgenin en güzel resiflerini görmek için Cozumel'e gitmeliydik ama Meksika'da geçireceğimiz kısa süreyi oradan oraya gitmekle harcamak istemedik. Bu yüzden Yucatec-Dive Center'i yalnızca obruk dalışları için değil aynı zamanda denizde dalmak ve şnorkel yapmak için de seçtik.

Biri sekiz şnorkelcimizi, diğeri de 8 dalgıcımızı taşıyan iki tekneyle sabah saatlerinde yola çıkıyorduk. Açıktaki resiflere yolculuğumuz 10 ilâ 30 dakika arasında sürüyordu. Resifler 5 ilâ 25 m derinlikte kum zemin üzerinde yükselen yama resifleri idi. Karayipler Hint Okyanusu ile karşılaştırıldığında tür açısından gerçekten fakir, örn. oradaki mercan türlerinin yalnızca üçte birini barındırıyor. Ama yine de kuşkusuz berrak suyu ve Karayipler'e özgü atmosferiyle yaşanan güzel su üstü deneyimleri nedeniyle çok seviliyor. Görüş uzaklığı yalnızca yağmurlardan sonra ya da kasırga sezonunda kısmen büyük ölçüde bozuluyor. Şiddetli yağmurlar nedeniyle biz de denize dalmayı bir günlüğüne erteledik. Resiflerde pigme melek balığından gargur balıklarına, Karayipler'e özgü tipik resif sakinlerini görebiliyordunuz. Köpek balıkları ve barakuda balıkları ne yazık ki kendilerini göstermediler. Buna karşılık yelpaze mercanları son derece güzeldi ve öğlen saatlerinde su parametrelerini ölçmeye başladık: 26°C, pH 8,1, KH 9 °dKH, 53,5 mS/cm, Ca 500 mg/l, Mg 1100 mg/l. O gün Karayipler'in resif dünyasına kısaca göz atabilmek için dört dalış yapabildik.

Sac Actun - Dünyanın ikinci en büyük mağara sistemi

Obruk dalışı yapacağımız ikinci gün güneyde Tulum yakınlarında iki başka obruğa gittik: Grand Cenote dünyanın ikinci en büyük su altı mağarası sistemi olan toplam 215 km uzunluğundaki Sac-Actun sistemine ait! Obruk çok güzel bir kuru ormanın içinde dik inen kaya duvarlarıyla bir tablo gibi duruyordu. Ziyaretçiler ve dalgıçlar bir merdiven yardımıyla bir kaç metre derine iniyorlardı. Açık olan bölümün üzerindeki ahşap köprüler suyun farklı yerlerine uzanıyordu. Suda Ponderosa Obruğu'nda gördüğümüz balık türlerinin yanı sıra ilk kez su kaplumbağaları da gördük. Turist trafiği yüzünden sığ bölgelerdeki sular ne yazık ki Ponderosa Obruğu'ndaki kadar berrak değildi. Buna rağmen suyu test edebildik, balıkları gözlemledik ve kaplumbağaların yüzüşünü izledik. Dalış sırasında haloklin olmadığını saptadık. Bu durum anında su değerlerinin ölçümüne de yansıdı: 30 °dGH toplam sertlik ve 15 ° dKH karbonat sertliğinde iletkenlik „yalnızca“ 350 µS/cm idi. pH değeri 7,4'ün altında idi. Çok az yosun ve muhtemelen Ponderosa'nın yüksek tuz içeriği nedeniyle orada göremeyip burada ilk kez gördüğümüz tetralar.

Programdaki son obruk Aktun Ha ya da taksi şoförleri yıllar boyunca arabalarını burada yıkadıkları için daha bilinen adı ile Car Wash (oto yıkama) idi. Bu o zamanlar kuşkusuz iyi bir fikirdi çünkü bu obruğun gölü bir çukurda değil, zemin düzeyinde bulunuyor. Bu obruğun özelliği barışcıl ve sabırlı bir şekilde fotoğraflarının çekilmesine izin veren bir timsahı olmasıydı.

Her iki obruğun GPS bilgileri:

Gran Cenote

K 20° 14’ 46,7’’

B 87° 27’ 53’’

Actun Ha (Car Wash)

K 20° 16’ 28,2’’

B 87° 29’ 10,8’’

Obruklarla ilgili her şey

Daha çok teraristikle ilgilenenler paralarının karşılığını aldı. Obrukların etrafında içinde büyük taşlar bulunan kuru ormanlar vardı. En büyük ve dolayısı ile de hemen göze çarpan kertenkele türü siyah iguanalar (Ctenosaurus + C. melanosterna) idi. Ama aynı yerde skinkler ve başka küçük kertenkele türleri de yaşıyordu. Polonyalı katılımcımız Piotr zehirli olmayan bir Meksika papağan yılanı (Leptophis mexicanus) buldu. Klaus'un eşi Anna kuru ormandaki bitkileri incelerken, Klaus da elinde tripodla yorulmak bilmeden kuş bilimine meraklı arkadaşları için kuşları resimlemeye çalışıyordu.

Lüks ölçümleri bulutsuz havada hava sıcaklığı 30,5°C iken 93.000 lüks'ü gösterdi. UV-B ölçümleri: öğle güneşinde 0,166 mW/cm2, ağaçların altında ise 0,063 mW/cm2 sonucunu verdi. 290 ilâ 390 nm arasında UV ışınımını (böylece UV-A ve UV-B'yi de) ölçen PCE UV ölçüm cihazı güneşte 4,13 mW/cm2, gölgede ise 0,168 mW/cm2'yi gösterdi. 315 ilâ 380 nm arasındaki dalga uzunlukları UV-A ışınımı olarak adlandırılır. UV-B ışınımının dalga uzunluğu 280 ilâ 315 nm arasındadır.

Tulum Maya tapınağı harabeleri

Ertesi gün obruklar zaten kapanmış olduğundan akşamüstü saatlerini denizin hemen kenarındaki Maya'lardan kalma ünlü tapınak harabelerini gezerek değerlendirdik. Saat geç olduğundan harabelerde çok az turist vardı. Rehberimiz bize örn. ilk kez Maya'ların icat ettiği kemerli kapılar gibi, eğer anlatmasaydı gözden kaçırılabileceğimiz bir çok ilginç ayrıntıdan bahsetti. Biz de harabelerden ve denizden oluşan fonun önünde, yine kuş fotoğrafı peşinde koşan Klaus aramızda olmadan grup resmimizi çektik.